İzleyiciler

28 Kasım 2014 Cuma

kalıcı markör kalemiyle porselen boyamaca-DIY ve üzümlü zencefilli kurabiye




Çok uzun aralar veriyorum biliyorum ama hiç işim bitmiyor ki kardeşim.. Blog için de fotoğraf çekmek onları düzenlemek gerek,  o yüzden bu kadar uzuyor yayın araları. Ama güzel bir kendin yap procesi var. Yeniyıl yaklaşırken kişiye özel,  espirili, mesaj içerikli hediyeler verebilirsiniz sevdiklerinize.




Hepimizin bildiği kalıcı markör kalemleriyle porselen, cam, metal, plastik farketmez, elde avuçta ne varsa yazıp çizip boyayabilirsiniz. Pritt marka bulabilirseniz o daha iyiymiş ama ben faber castel ile yaptım. Çizeceğiniz yer kuru olsun. Deseni çizdikten sonra fırında 150 derecede 15 dakika ısıtıyoruz. Tabiki porselenleri koyuyoruz fırına :)
Diyelimki çiziktirirken yanlış yaptınız. Hemen ıslak mendille müdahale ediyoruz.  Bastırarak silince kurtarıyoruz durumu, korkmayın :)


Üzümlü zencefilli kurabiye tarifini de vereyim. 15 tane falan çıkıyor bu ölçülerden. Zaten az olsun tatlı olsun.

100 g tereyağ
1 yumurta
Şeker (istediğiniz kadar. Kimisi az sever kimisi çok)
Yarım paket kabartma tozu
Yarım paket vanilya
Bir çay kaşığı zencefil 
Kuru üzüm
Ceviz
Aldığı kadar un




21 Kasım 2014 Cuma

15 Kasım 2014 Cumartesi

çarpı işi lavanta kesesi

Hafta sonu aktivitesi, boş durmamaca, puslu havaya renk katmaca, güzel kokulu süsler püsler işte :)




Sandalyem nasıl?  10 saatlik yoldan getirdim. Çok eskiydi. Hala da öyle aslında,  oturulmuyor, zımpara vernik işleminden sonra süs diye koyduk bir köşeye.



Mutlu hafta sonları dostlar :)

12 Kasım 2014 Çarşamba

kafes, kütük, mum, ağaç dalları. .

Başlıkta saydığım bu alakasız malzemelerle güzel bir dekorasyon köşesi oluşturmak mümkün. Bende bir araya getirdim bu malzemeleri ve yapabilmiş miyim siz söyleyin artık. :)



Eşime balkonda odun kesmek için duran kütüğü evin içine koyacağım dediğimde ' ya canım olur mu öyle şey' diyerek gözlerini devirmişti. Ama ben sonuçtan çok memnun kaldım :) hatta sonradan o da beğendi.


Bu beyaz mumlar da gözüme çok sade geliyordu hep. Bir gün çocuklarla beraber çıktık bahçeye, topladık çalı çırpı, ağaç dalı. Zavallılarım da bana ' öğretmenim bunları ne yapacaksınız?  ' diye soruyorlar. Bende, evde yakacağımız bitmiş onun için topluyorum dediğimde hem hayretle hem de acıyan gözlerle baktılar :) çok saf yürekli bu çocuklar yav..

Dal parçalarını silikonla yapıştıramadım, uhu da işe yaramadı. Ben de bantladım, üstünü de iple sardım, yine minik çam parçaları ve işlem tamamdır. 

Bir de bu gördüğünüz evler var. Onlar da seramik hamurundan.  Denizden gelen odun parçasıyla birleşince küçük bir şehir gibi oldu. :)


Bunlar da öarketlerde satılan minik mama kavanozları var ya onlar. Çok şirin görünüyorlardı gözüme. Daha bebek gelmedi ama ben aldım eve mamaları. Tadı da hiç güzel değilmiş. Yedirmem tuna ya mecbur kalmadıkça. Herneyse,  içine deniz taşları, etrafına bi dantel şerit.  Buda tamam :)


 Bu da bir öncesi sonrası procesi. Düğün salonunda fotoğrafla beraber zorla satılan bu sevimsiz çerçeveyi yağlı boyayla boyadım. Çok özenmedim eskitme bi görüntü oldun diye.


İşte böyleee sevgili dostlar. Güzel günler dilerim hepinize..





10 Kasım 2014 Pazartesi

baby shower- bebek geliyor partisi


Cumartesi günü tuna bey için bir parti yaptım.  Öyle parti dediğime bakmayın, zıp zıp zıplamadık yerimizde :) küçük bir arkadaş toplantısı diyelim.  Ama hamileyken bu işlere girişmek epey yorucu oldu benim için.  Bütün menüyü kendim hazırladım.  Kurabiyeyi arkadaşım getirdi bir tek.  E tabiki sadece yiyecek içecekle bitmiyor ki iş. Temizlik hazırlık derken bu günü de bitirdik şükür.



Menümü vereyim hemen,  fikir olsun size de.
Mercimek köftesi
Sosisli milföy böreği
Patates topları
Portakallı cupcake
Hacuç topları
Ve balkabaklı cheese cake


Balkabaklı cheese cake i ilk defa yaptım. Çok güzel oldu.  Tarifini dört yapraklı yonca'dan tarifler bloğundan aldım.  Kendisi baya bi deneyimlemiş. Ona güvendim ve birebir uyguladım. Buradan teşekkürlerimi iletiyorum kendisine. :)


Havuçlu topları da çöp şişlerin ucuna taktım çok sevimli oldular.




Ve elbette bu duvar süsleri olmazsa olmaz dimi.

Bunlar da hediyeler.  Düşünceli arkadaşım esracım tunamızın ilk hediyesini aldı. Çok duygulandım.



Bunlar da o bir anne bloğunda düzenlenen hediyeleşme etkinliğinde sevgili gözde ile eşleşmem sonucu gelen hediyelerim. Tam gününde ulaştı elime. Sanki o da katılmış gibi oldu :) Buradan tekrar teşekkür ediyorum. Ben onun için hazırladığım hediyeleri fotoğraflamaya fırsat bulamadım. Ama aynılarını kendime de yapacağım inşallah o zaman yayınlarım burada.

İşte bir bebek geliyor partisi hikayesi. Köy ortamında pek fena olmadı yav. Ailem de olsaydı çok daha güzel olurdu ama napalım. . Artık doğum için gidince orada da yaparız bir tane şöööyle bol batırıklı :)

 Mutlu haftalar!

2 Kasım 2014 Pazar

pazarlar hiç bitmesin


Kasımın ilk günleri. Dışarıda erken gelen kış. Lapa lapa kar yağıyor.  Annem derdi biz küçükken, dışarısı kar içerisi dar :D aynen öyle.  Havanın kararmasına iki saat kalmış. Bu pazarı da bitmeden yakalayalım diye aldım bitki çayımı ve havuçlu tarçınlı kekimi önüme, 'bebek geliyor partisi' için hazırlık yapıyorum yavaştan. Eee karnımda bi yavruş varken eski enerjimi bulamadığım için günlere yayıyorum her işimi.



Geç kalınmış bir pazar merhabası ve elvedası diyeyim bari :) mutlu pazarlaaaar..

28 Ekim 2014 Salı

hastayım hasta çorbam tasta


Havaların gel giti hasta etti beni. İlaç da kullanamıyorum. Ama ilaç gibi bir çorba yaptım. Tavuk suyuna, sebzeli, zencefilli hasta çorbası. 



Malzemeler: havuç, patates, soğan, biber birer tane olmak üzere sıvı yağda kavrulur. Yarım çay bardağı şehriyeyi, üç bardak tavuk suyu ve bir bardak suyu ekleyip kaynatıyoruz. Meyanesini de bir yumurta, üç kaşık yoğurt, bir kaşık unu çırparak hazırlıyoruz. Kaynattığımız çorbadan üç beş kepçe alıp meyaneyi ılıştırıp, seyreltip çorbaya ekliyoruz. Toz zencefil, (tazesi yoktu, varsa sebzeleri kavururken koyablirsiniz.) Karabiber kırmızı biber nane tuz ekleyip kaynatmaya devam ediyoruz. En son maydanoz doğranıp eklenir ve ocaktan alınır. Limonla sıcak sıcak içilir ve umarım iyileştirir.


22 Ekim 2014 Çarşamba

el yapımı oyuncak-DIY

Bebeğimiz için hazırladığım ilk şey bu oyuncaklar oldu. Tam oyuncak da diyemem aslında. Duvar süsü, yatağında yatarken görüp oyalanacağı, dokunduğu zaman onu incitmeyecek, yumuşacık bişeyler işte. Allahım göstersin o güzel günleri inşallah. .



Modeli Pinterest'ten görmüştüm. ( link veremiyorum,  çünkü etsy de satılan birşeymiş. Url si kopyalanmıyor. Ama benim diktiğimle kumaş rengi farkı var sadece. Birde şu sopa yok. Buradan da düşünene, yapana, ilham olana teşekkür ederim :) ) Elimde olan parça kumaşlarla diktim. Önce google görsellerden ev bulut ay yıldız şablonları bulup çıktısını aldım, kestim,  kumaşa çizdim ve diktim. İçine de elyaf doldurdum. Böyle pufidik oyuncaklar oldular işte :) 




Bu yaptığım yapacaklarımın teminatıdır. :) Bebek hazırlıklarım sürecek. Tabi allah sağlık verdiği sürece.. görüşmek üzere dostlar.

20 Ekim 2014 Pazartesi

ilk kar! 2014

Merhaba arkadaşlar, 
Senenin ilk kar taneleri düştü dün gece ve manzaramız budur. Bundan sonra elmalı tarçınlı kek ve kestane fotoğraflarını bol bol görebilirsiniz benden :)




Herkese mutlu, ferah haftalar! 

15 Ekim 2014 Çarşamba

kuşburnu marmelatı



Kuşburnu marmelatı, ezmesi, püresi, pekmezi artık hangisi söyleniyorsa bilmiyorum ama ben bu lezzeti çok seviyorum.  İlk kez öğrenciyken tokatta haberdar oldum bu şifa kaynağı, harika şeyden. Çoğunlukla da bu civarda varmış zaten amasya, tokat, samsun.. Burada gübüllü de diyorlar. Hatta bu isimde bi köy bile var :) Yapılışı çok zor, baya zahmetli. Ben yapamıyorum ama kasaba halkımız pek iyidir sağolsunlar getirdiler hep.


 Önce dağlardan bayırlardan kuşbunu meyvesi toplanıyor.  Dikenli bir ağacı olduğu için toplaması bile bi eziyet. Sonra yıkanıyor. Sonra haşlanıyor,  ezilip iki üç tur çok ince delikli eleklerden geçiriliyor. Çünkü içinde de dikenler var.



 Daha sonra şeker katılıp kazanlarda, odun ateşinde kaynatılıyor. Ve hazır kuşburnu ezmemiz.. Bu kadar zahmete değecek bir tat. Hazır olarak fabrikalarda yapılanlar da satılıyor ama bu emeğin karşılında aldığınız lezzeti almanız mümkün değil.  O yüzden gerçeğini yemek istiyorsanız bana buyurup geleceksiniz :) sonra da benim gibi kaşık kaşık yiyeceksiniz.


13 Ekim 2014 Pazartesi

sağlık olsun

Mavi çaydanlık sezonumuz açılmıştır. Mevsim geçişleri hastamsı bişey yapıyor insanı. Boğazda bi yanma, gözlerde bi sulanma, biraz bitkinlik var ama gip değil, nezle değil. Havalardanmış işte.  Bitki çaylarını depoladık. Kavanozlarını süsledik sıcacık soba başı keyfi yapacağız inşallah.


Kavanozların üstünü ve kasayı Chalk paint diye adlandırılan kara tahta boyasıyla boyadım. Hazır değil ev yapımı :) buralarda öyle yaşı marketimiz falan yok, bi nalburumuz var artık allah ne verdiyse. Tarifi turuncu odadan almıştım. 200 ml lik siyah mat boyanın içine iki iki buçuk yemek kaşığı kadar derz dolgusu (hani şu fayans aralarını doldurmak için sürülen bişey var ya onun toz hali işte.  Boya falan satan yerlerde söyleyince hemen veriyorlar.) karıştırdım ve sürdüm istediğim yere. Bir mantar pano, üç beş saksı, kavanoz kapakları derken kendimi zor aldım. Çok eğlenceli bir malzeme. 



Bir de bu minnoş turunçlar bekleyip duruyorlardı. Kestim incecik ve ipe dizip kurutmaya bıraktım. Kapı süsü gibi oldular ve oda mis gibi koktu :) sonra hop kavanoza diğer arkadaşlarının yanına.


 Sağlık sıhhat dolu mutlu günler versin allahımm. Mutlu haftalar! 

7 Ekim 2014 Salı

Merhaba sevgili arkadaşlar,
Blog açmaktaki amacım başta yaptığım el işlerini, yemeklerini paylaşmak hatta belki 'aa ne güzel yapmışsın'ları duymak ve mutlu olmaktı. Ama şu anda blog dünyasının bambaşka bir yönünü gördüm.  Tanımadığım insanların sevincine ortak olmayı, üzüntülerini paylaşmayı öğrendim. Burayı ve siz arkadaşlarımı gerçekten çok seviyorum.  O yüzden özel bir durumumu paylaşıyorum sizinle.

Minik oğlumuzun küçük bir böbrek problemiyle karşılaştığını öğrendik arefe günü. Halbuki cinsiyetini öğrenmeye gitmiştik.. doktor bilmem kaç milim kist var diyince aklımız başımızdan uçtu gitti. . Ne cinsiyet kaldı ne bişey.. başka bir doktora gittik koşa koşa. Oda, minik böreklerinde minik bir genişleme olduğunu söyledi. Arada erkek olduğunu da öğrendik. Doktor bildiğimizi zannediyordu sanırım. Kayıtlara geçirirken söyleyiverdi.. neye niyet neye kısmet. . Allah kimseye yaşatmasın..

 Hiç bilmediğimiz bir konu olduğu için çok korktuk. Allaha Şükür dermansız bir dert değil.  Eve gelip az çok araştırınca anladık. Çünkü doktor böyle böyle diyip bıraktı.. biz soru sorup anlamaya çalıştıkça dışarda hastam var diyip bizi kibarca!  uyardı.. insan böyle durumlarda tutunacak bir dal, az biraz teselli cümlesi duymak istiyor. İnsanlar keşke mesleklerinin yanında biraz da insan psikolojisinden anlasa diyorsunuz..

Cehalet mutluluk getirir diye bi söz vardı. Anladım. Gerçekten de öyle. . Böyle bir durumla karşılaşmadan önce hep yatağı şöyle olsun,  böyle kıyafetler alırım, şöyle tombik olacak,  böyle sevimli doğacak diyordum.. hala bunları düşünüyorum elbette,  suç değil düşünmek, ama aklımın bir köşesinde her zaman küçük pürüzler var artık. . Olmamasını umduğum küçük problemler, acabalar var hep.. bu durumdan önce nasıl oldu da bu ihtimaller gelmedi aklıma diye düşünüp dehşete kapılıyorum.. mutsuz muyum? Elbette hayır! Allahıma bin şükür,  hala içimde kıpır kıpır ama dedim ya hep bi korkuyla beraber artık..

Velhasıl arkadaşlarım, sizden dua istiyorum,  güzel dileklerinizi birde. Burası benim içimi döktüğüm günlüğüm oldu biraz ama insan yalnızken daha kötü oluyor. Ve biliyorum ki burada yalnız değilim..

30 Eylül 2014 Salı

acil, uydurmasyon, kurabiyeli, muzlu tatlı



Bu yazının her şeyi uydurmasyon, başlık, fotoğraf ve yaptığım tatlı :) ama bazen insan hayatı akışına bırakıvermeli değil mi?  Düşün düşün nereye kadar..
Canım çayın yanında tatlı birşeyler istedi. Beş dakikada yaptım. Elinizde:
*Hazır acı badem kurabiye
*bir muz
*onbeş yirmi adet fındık
*süt
*un şeker yağ
varsa hemen sizde yapabilirsiniz.  Kaşığın ucunda azıcık tereyağıyla bir fincan unu kavurup istediğiniz ölçüde şekeri ekledikten sonra iki çay bardağı sütle beraber basit bir muhallebi yapıyoruz. İçine bir büyük muzu ekleyip karıştırıyoruz. Bu arada hazır acı badem kurabiyeyi az sütle ıslatıp iri parçalara ayırıyoruz. Servis kasesine bir kaşık muhallebi üstüne kırdığımız kurabiyeler üstüne tekrar muhallebi ve en üste fındık parçaları, süslemek için muz dilimleri.  Hop buzdolabına. On dakika sonra yemeye hazır.


Her şey bu tatlı gibi tatlı, kolay, pratik,  yumuşacık olsun.  Hayatımız hep lezzetli olsun. Gideyim de tatlımı yiyeyim.. hadi afiyet olsun :)

29 Eylül 2014 Pazartesi

büyük! evimin küçük kileri




Gerrrgeniş mutfağımın! bir köşesini minik bir düzenlemeyle kiler haline getirdim. Konserveler, reçeller, turşular, sebze kuruları, kıtır ekmekler. . Yani kısaca ağır kış koşullarına! hazırladığımız nevaleler bi düzene girdi.

 Hepsini bir sebze kasasında topladım. Bitmeyecek benim bu sebze kasası sevdam :) son bir tane daha kaldı. Hatta bitti aslında ama fotoğraflamak için bi adımım kaldı. Büyük bir adım, bakalım onu başlayıp bitirebilirsem hemen paylaşacağım sizinle.




Anlatacak çok bir şey yok aslında. Fotoğraflarda görünüyor. Neyse malumunuz kasayı zımparalayıp bir kat beyaz yağlı boya geçtikten sonra kavanozları yerleştirdim. Kapaklar bir örnek olsun diye önce defter kabından birer daire kestim. Onun üstüne de etiket yapıştırıp yazılarını yazdım. Etiketler için google görsellere 'vintage label' yazarsanız binbir çeşidini bulursunuz. Pinterestte de bir sürü seçenek var ama geneli indirmek için ücret talep ediyor. Renkli yazıcınız varsa yada yakınlarda bir kırtasiye, renkli ve desenli bir sürü etiket elde edebilirsiniz.

Büyük plastik bidonlar için ve ev yapımı galeta unu için ise kumaş parçaları kullandım.



İşte böyleee sevgili dostlar.  Hafta sonunu bununla değerlendirdim. İmkansızlıklardan imkan yaratmaya devam ediyoruz. Herkese bol imkanlı günler :)

Pages - Menu

Popular Posts

Hakkımda

Fotoğrafım
Merhaba, ben meride. Küçük bir kasabada öğretmenim. Çekirdek ailemle beraber, sobalı evimizde yaşayıp gidiyoruz. Güzel olan her şeyi seviyorum. Dekorasyon, el işi, yemekler, güneşli havalar, deniz kabukları, güzel banyolar, siyah beyaz fotoğraflar, yaşanmışlığı olan bir kenarda unutulmuş eşyalar... buyum işte ben :) Güzel paylaşımlarda buluşalım! :)

Blogger news