İzleyiciler

25 Mayıs 2014 Pazar

yastık fıstık

Dikiş işine el attım. Meğer ne zormuş.. Elbette dikiş makinem yok. Elimde diktim. Uzun zamandır bişey dikmeyince resmen unutmuşum. Diyeceksiniz ki bi çorap bile mi dikmedin kardeşim.. hakkaten dikmedim :)

Çok acemice birşey oldu ama elimden geleni yaptım. Birkaç kez söküp yeniden işe koyuldum hatta.


Bu mavili beyazlı sevimli kumaşın
 Güzel bir hikayesi var. Benim çalışkanlar çalışkanı kuzenim sedoş liseyi ailesinden uzakta bizim memlekette okumaya karar verdi. Bi heves hazırlandı. Dayımların evinde bi güzel odasını hazırladı. Amma ve lakin bu özgürlüğe(!) bir yıl katlanabildi. Bu kumaşın aslı da onun okul gömleğidir efenim.  Mevcut olan iki gömleğini giderken bize bıraktı bizde tabiri caizse kapıştık :) birini babam birini de ben yıllarca giydik. Hatta ben hala giyiyorum :) velhasıl giyilmekten pert olmuş bu gömlek şu an karşınızda mini mini bir yastık olarak duruyor..



Diğerleri ise eşimin babasının parça dükkanına gelen elbezleri. Sanayideki bir parça dükkanından bile dekoratif bişey bulur çıkarırız biz değil mi? 




Başlıktaki fıstık nerede diye soracak olursanız; kafiye olsun diye yazdım :)

Herkese şiir gibi günler dilerim. .

22 Mayıs 2014 Perşembe

güzel başlayalım her şeye yeniden..

Yazıya nasıl başlayacağımı bi türlü bilemedim. Yazıp yazıp siliyorum kaç dakikadır.. sanki bloga bir post hazırlamak yaşananlara ihanet gibi hissettirdi bana.  Ama acılar bitmiyor.. geride kalanlar için hayat devam ediyor. yaşananları unutacak değiliz. Dualarımız her zaman soma için. 

Umarım bir daha böyle acılar yaşanmaz.. her günümüz bu çiçekler gibi olsun. Rengarenk,  ışıl ışıl,  yaşam dolu.









15 Mayıs 2014 Perşembe

ışığım söndü

Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor, Yanımda ölü arkadaşlarım. Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım. Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın, Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın..

Üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğinde Tek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum, Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum, Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.

Işığım söndü, işte gidiyorum.., Ah, en çok da şimdi, bir bilseniz Nasıl da bulutları, ağaçları, gökyüzünü özlüyorum. Işığım söndü.. hoşçakalın, arkadaşlarım çoktan gitti, Artık ben de gidiyorum...


Şerif Erginbay

13 Mayıs 2014 Salı

soma...

allahım lütfen yardım et o insanlara, yardım et ailelerine, çocuklarına, analarına babalarına.. hayallerine ulaşamayacaklarını bile bile, sadece 'yaşamak' için çalışan işçilerimize yardım et... düşündükçe ben oradayım da nefes alamıyorum sanki.. allahım bugünkü dualarımın hepsi onlar için, kurtar onları..

baharın son demleri



 Mayısı da yarılamak üzereyiz. Vizir vizir geçiyor günler. ( buradan kayınvalideme selam gönderiyorum :)) yakında beynimizi yumurta gibi haşlayan yaz sıcakları başlayacak, sonrada bu güzel bahar çiçekleri soluuup gidecek.. bitmeden koklayalım, sevelim ve 'yaaaa ne kadar güzel bunlarrr, insanın içi açılıyor' diyelim..





Bu çiçekleri hıdrellez günü toplamıştım. Hani çiçekli sularla yıkanacaktık ya onyn için :)

Neşeli günler dilerim efenim..

9 Mayıs 2014 Cuma

hamileler bakmasın!



Can erikler çıktı da bitesi bile oldu. Kaçırmadan alın şu muhteşemlikleri. Kütür kütür, tuzlu tuzlu, keyifle yiyin.



Herkese capcanlı, mutlu hafta sonları dileriiiim. :)

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Hıdrellez


By nurşen erakdemir-karfot

"Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyas’la karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş her yıl, yılın bu gecesinde buluşurlar. Eğer bir yıl buluşmayacak olsalar, denizler deniz, topraklar toprak olmaktan çıkar. Denizler dalgalanmaz, ışıklanmaz, balıklanmaz, renklenmez, kururlar. Topraklar çiçeklenmez, kuşlar, arılar uçmaz, ekinler yeşermez, sular akmaz, yağmurlar yağmaz, kadınlar, kısraklar, kurtlar, kuşlar, börtü böcek, tekmil yaratık doğurmaz. Eğer onlar buluşamazlarsa... Kıyametin habercileri Hızır’la İlyas olacaktır.

Hızır’la İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Arılar daha renkli, daha kocaman olurlar. İneklerin, koyunların sütleri daha bol, daha besleyici olur. Gök daha arı, daha başka mavilenir. Yıldızlar daha irileşir, daha parlaklaşırlar. Saplar başakları, ağaçlar çiçekleri, meyveleri götüremezler. İnsanlar o yıl daha sağlıklı olurlar, hiç hastalanmazlar. O yıl ölüm de olmaz. Ne bir kuş, ne bir karınca, ne arı, ne kelebek ölür.

Hızır’la İlyas’ın buluştuğu an, biri mağrıptan, biri maşrıktan iki yıldız doğar, yıldızlar Hızır’la İlyas’ın buluştuğu yerin üstüne kayarak gelirler, tam Hızır’la İlyas birbirlerinin elini tutarlarken onlar da birleşirler, tek bir yıldız olurlar. Hızır’la İlyas’ın üstüne ışık olup sağılırlar. Hızır’la İlyas’ın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği an dünyada her şey durur, akarsular kirp diye oldukları yerde donmuşçasına durur kalırlar, yeller esmez, denizler dalgalanmaz, yapraklar kıpırdamaz, damarlardaki kan akmaz, kuşlar uçmaz, arıların kanatları titremez. Her şey durur, hiç, hiçbir şey kıpırdamaz. Yıldızlar akmaz, ışıklar yürümez. Dünya bir an için ölür. Sonra her şey birden uyanır, dehşet bir yaşam patlar.

İşte bu gece sabaha kadar insanlar birleşen yıldızları görmek için evlerden dışarılara uğrarlar, yüksek yerlere, dam başlarına, minarelere, tepelere, dağ başlarına çıkarlar. Bir de su başlarını beklerler. Çeşmelerin, pınarların, çayların başlarını beklerler. Gözlerini sudan ayırmazlar. Kim ki gökyüzünde yıldızların birleştiğini görür, o anda ne
isterse olur. Ama ne isterse..."

Yaşar Kemal'in Binboğalar Efsanesi adlı muhteşem romanından en sevdiğim bölümdür bu. Bu yüzden mi yoksa küçüklüğümüzden beri yapageldiğimiz ritüellerden mi bilinmez, hıdrellezi çok severim.

O gün yıkanır paklanır, dileğimizin resmini çizer, bağlardık gül ağacına ayışığında.. olacağına yürekten inanır ve mutlu olurduk.

Kavanozların kapakları gece açık bırakılır ki hızır ile ilyasın eli değsin de bereketlensin. Ertesi gün yeşillikli, sebzeli, bereketli yemekler hazırlar dostlarla yenir.

İşe bir hıdrellez gecesi daha geldi. Bu sefer kardeşim ve annemle değil, arkadaşımla bağlayacağım dileğimi.
İnşallah herkesin dileği kabul olur. .


2 Mayıs 2014 Cuma

yağmur yağmur yağmur. ..

evet o benim kız kardeşim :)
By kıvanç erakdemir. Evet o benim kız kardeşim :)

Hava o kadar yağmurlu ki insanın yazı müjdeleyen kareler paylaşası gelmiyor.  Şöyle bir dondurma yada can erik,ne bileyim bir limonata fotoğrafı koyamıyorum. İnsan ister istemez bi mahzunlaşıyor, durup dururken hüzünleniyor. Ortalık zaten karışık.  Yaza bir adım daha yaklaştığımız mayısı bile neşeyle karşılayamıyoruz. İnsanın insana yaptığı kötülüğü hiç anlayamıyorum...

Ama biz yine de her şeye iyi tarafından bakmaya çalışalım. Yağan bu yağmurlar kiri pası yıkasın, ferah ferah, tertemiz yaşayalım artık.  Bi nevi bahar temizliği yapıyor tanrı da belki. Kim bilir. ..

30 Nisan 2014 Çarşamba

haydi yürüyüş yapalım



Yaşadığım yerde çok güzel bir doğa var. El değmemiş, ağaçlarına, çiçeklerine egzoz sinmemiş, dumansız tertemiz. .. harika manzaralar, koyun sürüleri, atlar, eşekler... :) havamız hep kapalı olsa ve zamansız yağan yağmurumuz eksik olmasa da yürüyüş yapıp bu güzellikleri görmek çok hoşuma gidiyor.  Bol oksijenden başınız bile dönebilir :)




Yürüyüş yolumuz biraz zorlu.  İnişli çıkışlı. İdeal yürüyüş yolu işte :) taa karşıdaki köye gidip geliyoruz. 6 km.


Karşımıza koyun sürüleri çıkınca bazen, geri dönmek zorunda kalıyoruz. Çünkü çoban köpekleri bizi kovalar diye korkuyoruz. Bu fotoğrafı da uzaktan çektim. Annesi kızmasın diye :) Şu kuzunun sevimliliğine bir bakın yahu!  


 Ve böyle güzel sürprizlerle de karşılaşıyoruz..




Yaz geliyor. Hadi, yarından itibaren giyin spor ayakkabılarını, başlayın koşuya!

28 Nisan 2014 Pazartesi

kardeşim mi gelmiş?



geçen hafta bu zamanlar kardeşimle vakit geçiriyordum ne güzel.. elmalı turtamızı yiyip, sohbet ediyorduk. vizelerini bitirip tatil hakkını benim yanımda kulandı kardeşceezim. burası bir kasaba olduğu ve hafta içi çalıştığım için harika bir tatil yaptıramadık kendisine. ama havanın elverdiği ölçüde pikniğe gittik, güzel kahvaltılar hazırladım. yürüyüş yaptık. kasabamızın eski kütüphanesinde fi tarihinden kalma kitapları inceledik, demirbaşa kayıtlı harika ahşap sandalyelere ve yer yer boyası dökülmüş dolaplara hayret ve 'ne kadar da güzeeeeeelll!' çığlıkları arasında baktık. zaten görevli beyden sözü aldım. demirbaştan düşer düşmez o güzel sandalyeleri bana verecek. yalnız dolapları vermesi için bir şartı var; bir kitaplık yaptırmam..


şunun güzelliğine bakar mısınız... ağliciim şimdi..



gelirken birde ev hediyesi getirmiş öğrenci haline bakmadan.. şu görmüş olduğunuz harika yastıklar. english home' dan. zevkimi de iyi bilir. kuzenimiz hasretle beraber seçmişler. bir de vazo var ama onu daha sonra buralarda mor kır çiçekleri açtığında bir kaç çiçeğe kıyıp, koparıp, o şekilde göstermek istiyorum. 

aslında çiçek fotoğrafları koymak istiyorum ben de. her yer papatya. ama içim elvermiyor onları koparmaya. bir iki günlük zevk için hayatlarını ellerinden almak istemiyorum.  bence çiçekler çimlerin üstünde daha güzeller :)


birde fotoshop programı indirdim telefonuma. allahım ne ayrıntılar, ne efektler.. oynamadan duramıyorum fotoğraflarla. biraz abartmışım sanırım buralarda.. :)

neyse gelelim bu güzel elmalı turta tarifine..

malzemeler:
100g tereyağ yada yumuşak margarin
4 yemek kaşığı yoğurt
4 yemek kaşığı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 yumurta
aldığı kadar un

hamuru yoğuruyoruz. yumuşak bir hamur olacak. daha sonra 2-3 saat buzdolabında dinlendiriyoruz.
bu arada 3 büyük elmayı küp küp doğrayıp istediğiniz ölçüde şeker ( ben üç yemek kaşığı kullandım. çünkü hamurunu daha az şekerli seviyorum. bu yüzden hamuruna daha az şeker koyup burda bir parça arttırdım. bir de elmanız ekşi ise daha fazla şeker kullanın. ama bana sorarsanız mayhoş bir tat daha hoş oluyor. yanında dondurma da olacağı için...) ile az biraz da tereyağı ya da margarinle pişiriyoruz. çok abartmayın. zaten fırına da girecek, orada da pişecek. en sonunda da biraz tarçın, iç harcımızı da böylece tamamlamış oluyoruz.

hamur dinlendikten sonra küçük bir parça hamuru bir kenara ayırıyoruz. (üzerine kafes yapiciiz) diğer hamuru merdane yardımıyla turta kabımızın büyüklüğünde açalım. turta kalıbını yağlayıp unladıktan sonra hamuru yerleştirelim. birkaç çatal darbesi ile hamuru delelim. iç harcını döküp ayırdığımız hamur ile kafes yapalım. 180 derece de kızarana kadar pişireliiimm. yanında böğürtlenli-vanilyalı dondurmayı tavsiye ederim. 

afiyetle yiyiniz...



23 Nisan 2014 Çarşamba

sevinin küçükler, övünün büyükler

 Atamızın armağanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutladık bugün. Şenliğimiz üç gün önceden başlamıştı. Çocuklar ne kadar heyecanlı.. rengarenk kıyafetleri ile oradan oraya koşturan bir sürü minik; her yer müzik, dans, tiyatro..

Atatürk'ün ne kadar güzel bir insan olduğunu bir kez daha anladım.  Hangi ülkede var çocukların bayramı? Kıymetini bilmek lazım...


Bizde bir koro gösterisi hazırladık. Papyonları ve kurdeleleriyle çok güzeldi çocuklarım.


Geleneksel 'keşkek' merasimini unutmayalım..





Bütün çocukların bayramını kutluyorum! 

21 Nisan 2014 Pazartesi

çiçekler ekiliyor

Buralarda bahar ancak geldi. Bizde ektik çiçeklerimizi. Çuha çiçeği ve lalem var bir tane. Ama lalem bir türlü açmıyor.  Ne kadar aklımı taktıysam artık, rüyama bile girdi. Böyle turunculu siyahlı bir lale açmış :)

Sonraaa sadece çiçekle kalmadım tabii. Soğan, biberiye, nane, maydanoz. Konserve tenekelerini beyaza boyadım.  Çok güzel oldu bence. Beyaza bayılıyorummmm 




Ve sonunda şalımı da görücüye çıkarabildim. 



İşte böyle. .  Herkese bol yeşillikli günler. 

15 Nisan 2014 Salı

ay da tutulurken..

 Çok hastayım çoook.. iki gün rapor aldım.  Yatıyorum. Dinlenmeye çalışıyorum.  Elim kolum kalkmıyor. Evlatçıklarım beni özlemiş anlaşılan. Dün kapı hafifçe tıkladı. Ama benim kapıya gidecek takatim mi var..

Meğer bana çiçek getirmişler.


Ay da tutulurken; sağlık, sıhhat, mutluluk,  ülkemize huzur ve barış gelmesini diliyorum. . Aklınızdan gönlünüzden ne geçiyorsa olsun.
Sevgilerimle. ..

9 Nisan 2014 Çarşamba

bir kitaptan alıntı


Şimdi mollalar ne derse desin,  bir günah vardır,  tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.



Uçurtma Avcısı
Khaled Hosseını


İnsanı depresyona sokacak kadar gerçekçi!

7 Nisan 2014 Pazartesi

markizi bilir misiniz markizi?

 geçen hafta ailemin yanına gitmiştim. güzel bir değişiklik oldu benim için de, onlar için de. bloğa pek uğrayamadım bu sebeple.

derya kuzusu bloğundan görüp beğendiğim bir şalı ördüm. biraz uyduruk oldu ama ilk şal deneyimimdi. onu daha sonra göstereceğim. sonra sevdiğim yiyeceklerden yapıp yedik hep birlikte. 'batırık' diye yöresel bir yemeğimiz var. belki adını duyan olmuştur. yemek demek aslında yanlış. kadınların günlerinde yapıp yedikleri kısırımsı birşey :) tahinle yapılıyor. bol fıstık ve kuru domates tozuyla.. ohhh canım çekti şimdi bile :)  merak eden olur diye onun için ayrı bir post hazırlayacağım.

ve tabiki ikindilerin olmazsa olmazı çay keyfi.. bir ingiliz ailesi olmasak ta her daim beş çayımızı içeriz :)



  bizim evin çatısı meşhurdur. o nasıl şey öyle diyeceksiniz. hemen açıklıyorum. gelmiş geçmiş bütün eşyalar, bizim ve kuzenlerin bilimum çeyizleri, ıvır zıvır... ve görmüş olduğunuz gibi annemin çeyizinden bir parça olan bu markiz muhteşemlikleri de oradaymış. küçüklükten hatırlıyorum. vitrinde dururdu.ben de bakardım uzaklardan. nereden bilirdim yıllar sonra onların benim mutfağımda yerini alacağını :)




bu güzel çay takımlarının yanına da güzel bir un helvası yaptım. üzerine de kara dut reçeli. uydurmazsam olmaz, o sebeple yani..

işte kısacık bir tatilden biriktirdiğim güzel anılardan biri. herkese neşeli günler dilerim...


Pages - Menu

Popular Posts

Hakkımda

Fotoğrafım
Merhaba, ben meride. Küçük bir kasabada öğretmenim. Çekirdek ailemle beraber, sobalı evimizde yaşayıp gidiyoruz. Güzel olan her şeyi seviyorum. Dekorasyon, el işi, yemekler, güneşli havalar, deniz kabukları, güzel banyolar, siyah beyaz fotoğraflar, yaşanmışlığı olan bir kenarda unutulmuş eşyalar... buyum işte ben :) Güzel paylaşımlarda buluşalım! :)

Blogger news